İklim Değişikliği
Geri

Yeşil Şehir ile Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planlarımız Hazır

İzmir, ülkemizin, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Yeşil Şehirler Programı’na dahil olan ilk şehridir. Bu kapsamda Yeşil Şehirler Programının bir parçasını oluşturan ve aralarında su, biyolojik çeşitlilik, hava, toprak ve iklim değişikliği konularının da yer aldığı bir dizi kentsel çevre sorununu kapsayıcı nitelikte ele alarak çözümlere yönelik eylemlerin yer aldığı İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) sağladığı 300 bin Avroluk hibe desteği ile hazırlanmıştır.

Yeşil Şehir Eylem Planının (YŞEP) amacı; çevresel zorlukları belirleyip, bunların içinden en acil ele alınması gerekenleri tespit ederek İzmir için daha yeşil bir geleceği mümkün kılacak bir vizyon oluşturmak ve projeler geliştirmektir. İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı, 18 ay gibi bir sürede 100'den fazla katılımcının katkılarıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Stratejik Planı (2020-2024) ile uyumlu olarak hazırlanmıştır. Plan, 16 Aralık 2020 tarihli Meclis Kararı ile onaylanıp yürürlüğe girmiştir.

Yeşil Şehirler süreci, YŞEP hazırlayan ve uygulayan tüm kentlerin kullandığı tutarlı bir metodolojiyi takip eder. Metodolojide dört ana adım yer almaktadır: (1) Yeşil Şehirler Mevcut Durum Değerlendirmesi (2) Yeşil Şehir Eylem Planı; (3) Yeşil Şehir Uygulama Aşaması ve (4) Yeşil Şehir Raporlama Aşaması.

Plan çerçevesinde 21 farklı grupta, altyapı yatırımlarını, politika tedbirlerini, kapasite geliştirme ve savunuculuk girişimlerini içeren, tümü yeşil bir İzmir vizyonu gerçekleştirmeye yardımcı olmak üzere tasarlanmış 47 eylem önerilmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin belediyenin öz kaynaklarını kullanarak ya da diğer finans kaynakları tarafından desteklenecek altyapı yatırımları, politika tedbirleri, planlar ve stratejiler, bir grubun davranışlarını değiştirmeyi amaçlayan davranışsal tedbirler, eğitim ve yaptırımları kapsamaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2015 yılında Belediye Başkanları Sözleşmesini (Covenant of Mayors) imzalayarak 2020 yılına kadar sera gazı salımlarını %20 azaltım taahhütünde bulunmuştur. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Avrupa Birliği stratejilerine uygun olarak sera gazı azaltım ve iklim uyum hedeflerini gözden geçirerek Belediye Başkanları Sözleşmesi taahhütünü 05.08.2019 tarihli Meclis Kararı ile 2030 yılına kadar sera gazı salımlarının %40 azaltılması ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayarak kentimizin dirençliliğinin artırılması olarak yenilemiştir.

Bu taahhüt kapsamında kentsel ve kurumsal sera gazı envanteri, risk ve kırılganlık değerlendirmesi ile sera gazı azaltım ve iklim uyum eylemlerini içeren İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı, Avrupa Birliği tarafından Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) Bileşen 1 vasıtasıyla finanse edilerek, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteği ile Belediye Başkanları Sözleşmesi metodolojisine uygun olarak belediyemizin birimleri, bağlı kurum/kuruluş ve şirketleri, ilgili kamu kurumları, STK'lar, üniversiteler ve meslek odalarının katılımları ile hazırlanmıştır.

Paydaş katılımı İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı sürecinin önemli bir özelliği olmuş, 2019 Aralık ayında düzenlenen başlama etkinliği ve çalıştaylar vasıtasıyla 100'den fazla katılımcı planın hazırlık sürecinde yer almıştır. Ayrıca, hazırlık sürecinde yerelde iklim değişikliğine uyumun nasıl sağlanabileceğini ve uyum göstergelerini izleme sürecinde hangi verilerin kullanılabileceğini anlamak için belediye birimlerinden ve dış kurumlardan katılım sağlayan paydaşlar ile odak grup toplantıları düzenlenmiştir.

İzmir’in Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı, İBB Stratejik Plan 2020-2024 vizyonuna uyumlu olarak, en acil çevresel zorlukları belirleyip, önceliklendirme ve ele almayı amaçlayan İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı ile eş zamanlı olarak hazırlanmıştır.

İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planını hazırlayan tüm kentlerin kullandığı Belediye Başkanları Sözleşmesi metodolojisine uygun şekilde yürütülen süreçte şu temel adımlar izlenmiştir:

1) Mevcut salım envanterinin hazırlanması ile risk ve kırılganlık değerlendirmesi yapılmasını içeren mevcut durum incelemesinin gerçekleştirilmesi,
2) Salımlar hakkında daha fazla bilgi edinmek, salımları azaltmak ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı artırmak için pratik eylemler oluşturulması.

İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı, kentsel paydaşların katılımıyla belirlenen farklı sektörlerde enerji tüketiminden kaynaklanan salımların azaltılması için bir yol haritası oluşturmaktadır. Kentsel sera gazı salımları, Uluslararası Yerel Girişimleri Konseyi (ICLEI) tarafından IPCC yönergelerine dayanarak oluşturulmuş ve her yerel yönetim için geçerli olan, Uluslararası Yerel Yönetim Sera Gazı Emisyonları Analiz Protokolünün (IEAP) genel ilkeleri ve felsefesi çerçevesinde hazırlanmıştır.

Belediye Başkanları Sözleşmesi çerçevesinde tanımlanan 12 sektörde, yine aynı sözleşme çerçevesinde tanımlanan 9 temel tehlike için İzmir’de iklim değişikliği riskleri değerlendirilmiştir. Değerlendirilen sektörler tarım ve ormancılık, binalar, sivil savunma ve acil durum, ekonomi, enerji, çevre ve biyolojik çeşitlilik, sağlık, arazi kullanım planlaması, turizm, ulaşım, atıklar ve su’dur.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin ve diğer önemli paydaşların hâlihazırda uyguladığı mevcut politika stratejilerinden ve tavsiyelerden yola çıkarak geliştirilen İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı kapsamında, sera gazı salımlarını azaltmak ve karşı karşıya olduğu riskleri ve en kırılgan olduğu noktaları ele alarak iklim değişikliği etkilerine karşı dayanıklılığını arttırmak amacıyla eylemler belirlenmiştir.

İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı aynı zamanda hazırlanan İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, birlikte çevre ve iklim değişikliği konularında İzmir’in yol haritasını oluşturmaktadırlar. Arazi kullanımı, atık yönetimi, binalar, çevre ve biyolojik çeşitlilik, enerji, halk sağlığı, sivil savunma ve acil durum, su yönetimi, tarım ve ormancılık, turizm ve ulaşım sektörleri kapsamında her iki planda toplam 61 eylem beraberce yürütülmektedir.

İzmir’de şehrin hızlı kentleşme eğilimine girdiği 1960’lı yıllardan itibaren kent–doğa karşıtlığının üst düzeye çıktığı görülmektedir. İzmir’in yeni dönemdeki doğa esaslı yaşama geçiş stratejisi, tam da bu zıtlıkları kırmaya, kent ve kır arasındaki ilişkiyi bağlantısallık ve döngüselliğe dayalı olarak yeniden inşa etmeye dayanmaktadır. Sayın Başkanımız Tunç SOYER’in ortaya koyduğu “Döngüsel Kültür” vizyonunun dört sütunu; Belediyemizin yaptığı her eylemde olan doğayla, birbirimizle, geçmişimizle ve değişimle uyumu tanımlamaktadır. Döngüsel Kültür kavramıyla yaptığımız eylemler, küresel iklim krizi gibi risklere karşı İzmir’i daha güçlü kılmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir SECAP ve İzmir YŞEP planları sonucunda İzmir'in Doğa ile Uyumlu Yaşam Stratejisini belirlemiştir. Temel stratejisi “kentsel ve kırsal alanın yönetimine dair fiziki, ekonomik ve kültürel planları ortaklaştırmak” şeklinde tarif edilmiştir. Bu belge, kentsel esnekliğin olmadığı geleneksel şehir planlama anlayışının aksine, yaşamın kentsel ve ekolojik katmanları arasında incelikli bir ilişki kurmayı hedeflemektedir.

İzmir doğasının özelliklerinin detaylı ele alındığı İzmir’in Doğayla Uyumlu Yaşam Stratejisi’nde; İzmir ekonomisini, kentin körfezden kırsal alana kadar uzanan dört fiziki katmanını tarif etmektedir. İzmir’in doğayla uyumu için bugüne kadar hazırlanan çalışmalar bulunmaktadır. Şehrin doğayla ilgili stratejisinin özünü ortaya koymaktadır. İzmir’in doğayla uyumlu yaşama geçiş adımlarını tarifleyecek öncü uygulamalar sunulmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak ülkemizin “su stresi yaşayan'' ülkeler arasında olması ve bu durumun iklim krizi ile birlikte daha da derinleşerek su fakiri ülkeler sınıfına dahil olması durumu öngörüsü ile hareket etmekteyiz. Bu bağlamda toplumsal farkındalık oluşturmayı, içme suyu kalitesindeki suyun kullanma suyu olarak kullanımının önüne geçmeyi, su tasarrufu sağlamayı, su kaynaklarının korunmasını ve su biriktirme ve tutma yöntemleri ile taşkınları önlenmesi amacıyla Yağmursuyu Hasadı Projesi hayata geçirilmiştir. Ülkemizde yağmursuyu iniş boruları çoğunlukla doğrudan kanalizasyon sistemine bağlanmakta ve yoğun taşkın anlarında şebeke üzerine fazladan bir yük oluşturmaktadır. Yağmursuyu hasadı ile toplanan temiz suyu ihtiyaç halinde kullanmak, hem kentlinin ihtiyaçlarını karşılayacak hem de kentin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi konusunda önemli bir adım olacaktır. "Yağmursuyu Hasadı" projesi belediyemizin iklim değişikliği çalışmaları altlıkları ile geliştirilmiştir.

İklim değişikliği ile mücadele kapsamında, Belediyemizin hazırlamış olduğu Yeşil Şehir Eylem Planı (YŞEP) ve Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) doğrultusunda kentin dirençli hale getirilmesi, taşkın riskinin azaltılması, sürdürülebilir bir çevre yaratma ve uluslararası ölçekte iyi uygulama örneklerini de içinde barındıran bir dizi çalışma yapılması amacıyla İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile “Sünger Şehir Yaklaşımıyla Taşkınların Önlenmesi ve Doğa İle Uyumlu Bir Şekilde Çözüm Üretilmesine Dair İşbirliği Protokolü” yapılmıştır. Protokol kapsamında “Sünger Kentler, Yeşil Altyapı Çalışmalarında Dayanıklılık ve Yenilik Çalışması” raporu hazırlanmıştır. Buna ek olarak Türkiye’de ilk kez yayınlanan Sünger Kent Uygulamaları Yönetmeliği de Yağmursuyu hasadı projesine altlık oluşturmuştur.

Avrupa Birliği Misyonları: Okyanus Misyonu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2023 yılında “Okyanus ve Suların Restore Edilmesi Misyonu”na imzacı olarak dahil olmuştur. Bu süreçte, başvuru sırasında misyonun amaçlarına katkı sunacak somut bir eylem önerilmesi gerekmekteydi. Belediyemiz bu kapsamda, İzSU Genel Müdürlüğü’nün TÜBİTAK MAM iş birliğiyle yürüttüğü “İzmir Körfezi, Yeni Foça ve Seferihisar Akarca Koyu Oşinografik İzleme Projesi”ni eylem olarak sunmuştur.

Bu misyonun üç temel hedefi şunlardır:
1. Okyanus, deniz ve iç su ekosistemlerinin korunması ve biyolojik çeşitliliğin artırılması,
2. Kirliliğin önlenmesi ve azaltılması,
3. Mavi ekonominin karbon nötr ve döngüsel hale getirilmesi.

Akdeniz Havzası’nda özellikle mikroplastik kirliliğinin azaltılması ve deniz kirliliğinin önlenmesi ön plana çıkmaktadır. İzmir olarak bu hedeflere katkı sağlayan proje aracılığıyla misyona imzacı olunmuştur.

Katılımımız sonrası, İzSU ile koordineli bir iletişim ağı kurulmuş; çalıştay, seminer ve diğer etkinlikler tarafımızca takip edilerek hem belediyemiz hem de İzSU’ya duyurulmuştur. Misyonun Türkiye ayağında ODTÜ tarafından koordine edilen Türkiye Merkezi (Hub) bulunmaktadır. İzmir olarak bu hub’ın da bir parçasıyız.

Bu taahhüt hukuki bir bağlayıcılık içermemekle birlikte, belediyemizin misyonun amaçlarına siyasi ve kurumsal düzeyde katkı sunma iradesini ortaya koymaktadır.

Avrupa Birliği Misyonları:
Toprak Misyonu

Avrupa Birliği'nin Ufuk Avrupa Programı kapsamında belirlenen beş büyük misyondan biri olan Toprak Misyonu, sağlıklı toprakların korunması ve eski haline getirilmesi yoluyla toplumların, ekonomilerin ve doğanın dayanıklılığını artırmayı hedeflemektedir.

Misyonun temel hedefi, 2030 yılına kadar Avrupa’daki toprakların en az %75’inin sağlıklı hale getirilmesidir. Bu hedef doğrultusunda Avrupa genelinde 100 adet yaşayan laboratuvar ve örnek uygulama alanı (lighthouse) kurulması öngörülmektedir.

Toprak Misyonunun 8 hedefi;
•Çölleşmeyi azaltmak
•Toprağın organik karbon stoklarını korumak
•Toprak sızdırmazlığını durdurulması ve kentsel toprakların yeniden kullanımının arttırılması
•Toprak kirliliğini azaltılması ve restorasyonun geliştirilmesi
•Erozyonu önlemek
•Toprak biyolojik çeşitliliğini artırmak için toprak yapısını iyileştirmek
•AB'nin topraklardaki küresel ayak izini azaltmak
•Toplumda toprak okuryazarlığını geliştirmek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Toprak Misyonu Manifestosu’nu imzalayarak misyonun hedeflerini benimsediğini ve bu alandaki sorumluluklarını yerine getirme iradesini beyan etmiştir.

Bu katılım sayesinde:
• Toprak sağlığına dair yerel projelerin Avrupa gündemiyle uyumlu hale gelmesi,
• Toplumda toprak farkındalığının artırılması,
• AB düzeyindeki bilgi ve deneyim paylaşımı ağlarına katılım mümkün hale gelmiştir.